PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Fate/Zero



Kojiro
15.Haziran.2012, 00:56
http://www.movielegance.com/wp-content/uploads/2012/03/fatezero.jpg


''Lelouch Vi'Britannia sana emrediyor ! Kal ve bu yazıyı oku !''

http://4.bp.blogspot.com/-0LJ7zmk7ieA/TmRHV2JgvmI/AAAAAAAAADE/51O7lCrbU8w/s1600/Lelouch.png


Öncelikle herkese merhabalar.Başlığı gördükten sonra zahmet edipte açan her üyeye teker teker teşekkür ediyorum.Ve site üzerinde yayınlayacağım ilk yazımı paylaşıyorum sizleri çok bekletmeden.


Derin ve daha araştırılması gereken bir çok noktası olan bir baş yapıttan ''kısaca'' söz edeceğim bu yazımda.Şahsım adına genellikle ''hakkında yorum yapılabilecek'' animeleri izlemeyi daha çok seviyorum.Ancak bilemiyorum ki anime izlemeye başlamama sebep olan seridir ''Fate'' serisi.


Evet...''Fate'' serisi, TYPE-MOON şirketinin dünya üzerinde sahip olduğu üç manevi atom bombasından biridir.Hakkında Kısa Roman, (her ne kadar bulamamış olsam da) Görsel Roman ve türevi çıkmıştır.




Fate / Zero - Dördüncü Yıkımın Anlatılmamış Hikayesi

Öncelikle Kutsal Kase Savaşı'nın (Seihai Senso) ne olduğunu size kısaca anlatayım.


Geçmiş yıllarda üç büyük büyücü ailesi olan von Einzbern, Tohsaka ve Makiri tarafından (sonradan ''Matou'' denecektir) Akasha (büyü gücünün kökü)'ya ulaşabilmek için başlatılan bir savaştır.Kutsal Kase Savaşı'nda temel esas ''Büyücü (aynı zamanda Çağırıcı veya Efendi ismini alır) ve Hizmetkar Ruh'' arasındaki ilişkiden ibarettir.Kutsal Kase Savaşı'nda amaç, adından da belli olduğu üzere Kutsal Kase denen kadim dilek gerçekleştirme aracına ulaşmaktır.


Kase'nin çağırılışı her ne kadar ''Büyücüler Konseyi'' nin işine gelse de ''Kilise'' denen topluluk buna karşı çıktı ve aralarında gerçekten, uzun yıllar sürecek çekişmeli bir rekabet başladı.Nihayet üç büyücü ailesi çağırma eylemini Uzak Doğu'da, Japonya'da gerçekleştirmeye karar verdi.Von Einzbern ailesi, Kase'nin çağırılışı için gereken kabı (homonükülüs, bir nevi klon diyebilirsiniz) hazırlayacak,Tohsakalar Hizmetkar denen, geçmişe adını yazdırmış tarihi Kahraman Ruhları çağıracak, Makiri ailesi ise bu Kahraman Ruhların dengeli kontrolünü sağlayacak olan Komuta İşaretlerini hazırlayacaktı.


Şu ana kadar bilinen toplam beş savaş yapılmıştır.Dördüncü Savaş'ı Fate/Zero ile, Beşinci Savaş'ı ise Fate/Stay Night ile görüyoruz.Diğer ilk üç savaşın akıbeti tamamen meçhuldur.Haklarında en ufak bir bilgi yoktur.


Seride yedi hizmetkar ruh ve yedi büyücü efendinin, Kutsal Kase adlı her şeye kadir dilek gerçekleştirme amacına ulaşmak için verdiği savaş anlatılıyor.


Şahsen Type-Moon'un yerinde olsam Stay Night gibi bir baş yapıttan sonra Zero'yu değil de Birinci Kase Savaşı'nı anlatırdım.Çünkü Fate/Stay Night'ta oluşan Nerd ve Geek hayran kitlesine yönelik bir çalışma, hayran kitlesini artırmaya ve bağlı tutmaya yeterdi.İlk başta da dediğim gibi hakkında gerçekten sayısız yani nasıl diyeyim sonsuz derecede yorum yapılabilecek orjinal bir yapıt bu seri arkadaşlar.Direk Zero'ya geçmiş olmaları kendi açımdan kötü olmuş ancak Fate/Zero hakkında herhangi bir haber çıkacak mı diye bütün gün Type-Moon'un sitesinde bekleyen de benim o ayrı bir konu.


Gelelim asıl konumuza.Fate/Zero 4. Kutsal Kase Savaşı'nı konu alıyor.Olaylar yine Stay Night'taki ünlü şehrimiz Fuyuki'de geçiyor.Fuyuki, Kase Savaşı adına birçok manevi anlama sahip aslında.Fuyuki'nin bir tarafında eski, geleneksel tarzda Japon evleri varken, diğer bir tarafında batı usulü apartmanlar ve dükkanlar var.Ve ortadaki ünlü kırmızı köprü vardır ki bu bölgeler arasındaki bağlantıyı sağlar.İşte bu savaşta Hizmetkarlar ve Efendiler o kırmızı köprünün görevini görerek tarih arasında olgun bir bağ oluşturmaya çalışırlar.


Serinin büyük üçlüsü


Kiritsugu Emiya: Hikayemizin beyaz atlı prensi diyebiliriz ancak bu prensin ne beyaz bir atı var ne de ortaçağ şövalyeleri gibi ağır bir zırhı.Üstüne üstün giydiği kıyafetlerde siyah ve gri ağırlıklıdır Kiritsugu'nun.O karizma boyu, bakışı ve replikleri bir yana, bir tüy gibi kalbi vardır aslında.Kiritsugu Emiya, von Einzbern Ailesi adına çalışan bir ''Büyücü Katili''.Büyücü Katili derken aklınıza öyle vasat veya yayvan bir şey gelmesin.Bir Büyücü Katili demek, Büyücüler Konseyi'nin korkusu olmak manasına gelir.

http://images.ados.fr/bd-manga/photo/hd/8677928867/fate-emiya-kiritsugu/857534-3298896642.jpg

Von Einzbern Ailesi'nin Homonükülüsü olan Irisviel Von Einzbern ile evlidir kendisi.Hatta ondan Ilyasviel Von Einzbern adında bir kızı vardır ve Ilyasviel'i zaten Stay Night'ı izlerken yeterince tanıyacaksınız.(Uyarıyorum bazılarınızın da en çok sevdiği karakter olabilir.)

Kiritsugu Emiya'nın Kase'den pek bir beklentisi yok aslında.Onun amacı sadece, daha önceki üç oyunda bir çok can almış olan Kase Savaşı'nı durdurup masumları korumaktır.Ancak adına çalıştığı Von Einzbern'lerin amacı ise, nesillerdir gerçekleştirmek istedikleri olan büyü ''Heaven's Feel (Cennetin Hissi)'' ni açığa çıkartmaktır.Heaven's Feel'ın ne olduğu hakkında herhangi bir spoiler vermeyeceğim.Kiritsugu Emiya, çocukluktan beri sokak hayatındadır ve silahlar konusunda tam bir uzmandır.Az da olsa büyü kullanmaya bir yatkınlığı vardır bu adamın ki ''Büyücü Katili'' olan biri, büyüden yardım almadan zaten bir büyücü öldüremez.Büye karşı gelecek tek şey ''büyüdür'' yine...

Yani kısacası, her animede olması gereken ''cool'' karakter kavramının anlamıdır.Savaş'ta ki hizmetkarı aslında hepinizin mutlaka duymuş olması gereken bir isim.Nam-ı diğer ''Söz verilmiş Zaferin Kılıcı'' Excalibur'u taşıyan, Britanya'nın efsanevi kralı Arturia Pendragon.''Arturia Pendragon mı ? HÖNK ?!'' diyenleriniz olabilir içinizde.İlk gördüğümde bende bu tepkiyi vermedim değil.Evet, Kral Arthur, efsanelerinde bir erkek olarak tasvir edildiği halde Fate serisinde aslında, tarihte gerçek kimliğini açığa çıkarmak istemeyen bir kraliçeyi anlatıyor.Kral Uther'ın normalde bir kız çocuğu doğmuştur Stay Night'ta.Ancak bir kız çocuğunu, halkın kral varisi olarak kabul etmeyeceği için Arturia alınır ve bir şövalyenin yanına verilir.Orada tam bir erkek gibi yetiştirilir.Gün gelip Kral Uther, Camelot tahtından indikten sonra Arturia, genç yaşta taştaki kılıcı çekip halkını korumaya yemin eder ve Britanya tahtına oturur.Ancak dişi kimliğini hala çıkarmak istemez.Bu sırada Avalon'un Hanımı Viviane tarafından onu ölümsüz kılabilecek Kutsal Kın'ı elde eder.Arturia bu kın sayesinde yaşlanmamaktadır.Fate Zero'da veya Stay Night'ta da genç kız olarak gösterilmesinin sebebi budur.

http://karmaburn.com/files/screenshots/fate-zero/saberop02.jpg


Kısa bir geçiş yaptım size ana hizmetkarımız Saber hakkında.Şimdi gelelim Kutsal Kilise adı verilen uluslararası nitelikteki birliğin kozu olan kişiye...

Kotomine Kirei

http://25.media.tumblr.com/tumblr_m374ilfc7T1r4jpm5o1_500.jpg

Hikayesi...Gariptir.Şahsen Fate/Zero Light Novel'larını okumamış biri olarak (dayaklığım kabul ediyorum) hakkında ne kadar yorum yapmaya çalışıyor olsam da başımı ağrıtan, düşünme işleminden bıtkınlıkla ayrılmama sebep olan karakterdir kendisi.Telafuzu bile ayrı bir dünya...

''Kooğtomine Kireyyy ''

Geçmişi hakkında henüz ayrıntılı bir bilgiye sahip olmamak ile beraber, Fate/Zero'nun birinci bölümünde (50 dakikalık efsanevi prömiyer) eşinin ölümünden sonra hiç beklenmedik bir şekilde Kutsal Kase tarafından seçilmiş halde karşımıza çıkıyor gizemli kahramanımız.Geçmişteki Kutsal Kase Savaşı'nda gözlemci hakemlik yapmış olan babası Risei Kotomine, ve onun en yakın dostlarından birisi Tokiomi Tohsaka ile aklının ucuna bile gelmeyen bu savaşa katılmıştır kendisi.Bir arzusu yoktur, herhangi bir beklentisi de yoktur.Ancak her zaman bir şeylerin olduğunu düşünür, ona göre hareket eder.Hareket ederken de ne yapacağını iyi bilir.10 yaşından beri Kilise tarafından Executor (İnfazcı) olarak yetiştirilir.Bir İnfazcı'nın işi Kafirleri ve büyücü katillerini öldürmek ve gereken güvenliği zamanında sağlamaktır.

Kirei, Kutsal Kase Savaşı'nda, Tokiomi Tohsaka ve hizmetkarı Archer'a istihbarat sağlama amacına sahip olarak Assassin sınıfı hizmetkara efendilik etmektedir.Dışarıdan her ne kadar düşman gibi gözükselerde, aslında müttefiklerdir.


Hakkında anlatılacak binlerce şey var belki bu karakterlerin.Ancak fazla spoil vermek istemiyorum.(En azından bu başlık altında.Küfür edersiniz falan...).Siz en iyisi bu yazı biter bitmez açın ve Stay Night'tan başlamak üzere Zero ve yeni sayılabilecek Fate/Prototype OVAsını izleyin zira artık Fate/Zero'nun bitmesine iki bölüm vardı ve Prototype, şu an için Type-Moon'un gelecekteki bombası niteliğine sahip.Aman böyle gitsin ! Aman anime listelerimizden Fate hiçbir zaman eksik olmasın ! ''Yok efendim şu kahramanı şu hizmetkar diye koyarlar ! Hadi ya yeni bölümü çıkmadı mı bunun !?'' diye tartışıp kavga edelim ! Ama listelerimizde illa ki bir Fate olsun ! Bir efendinin ''SEİBAAAAA'' veya bir hizmetkar ruhun ''LENSAAA'' diye bağırışlarını duyalım.

http://desmond.imageshack.us/Himg94/scaled.php?server=94&filename=prototypec.jpg&res=landing

(Fate/Prototype afişi)


Gelelim zart zurt teknik açıklamalara zira matematiğim orta okuldan beri hep zayıftır.(İlkokulda nasıl geçtin madem diye sorarsanız söyleyeyim.Sınıf öğretmenim Kemal Hocam sağ olsun hiç bir zaman takdirsiz bırakmazdı beni.Hep müdürün yanına, merdivenlere çıkardım karne günleri.) Fate/Zero dizisinin takibinde yürüdüğü Light Novel serisinin yazarı Urobuchi Gen'dir.Zira bu efendinin farklı bir özelliği, mutlu son yazmayı becerememesidir.Şahsen saygı duyulacak bir kişi.(Korsana teşvik gibi olmasın zira ingilizce kitapları bile ülkemizde bulmamız pek mümkün değil.)Light Novel serisinin ilk dördünü internetten, muazzam bir şekilde müthiş, ingilizceye çevrilmiş hali ile indirebilme şansı buldum ! Ama gel gelelim yaz sıcakları ve tembellik ! Artı oynanacak onlarca oyun ve cabası !!!


Fate/Zero ( eğer kıyamet kopup, Type-Moon stüdyo binası yıkılmazsa) yirmi beş bölüm olarak açıklandı ve yirmi üçüncü bölüme kadar geldik artık.Tam olarak final diyemeyeceğimiz muazzam son artık yaklaşıyor.Eee...İlk bölümde ne görmüştük ?


''Beginning of the End''


Ama artık ''End of the Beginning'' halini alıyor bu cümle.Yani...nasıl desem, her hafta heyecanla takip ettiğim, nasıl oluyorsa da çıktığında ''ulan keşke bir hafta daha geciktirseydiler'' dediğim bu kıymetli seri ne yazık ki son buluyor.Ama haklılar, her başlangıcın bir sonun olacak.İyi oldu.Böyle kıymetli bir hikayenin yirmi beş gibi ne uzun, ne kısa, ne yeterli, ne yetersiz bir sayıda son bulması belki de muhteremliğini ve muzafferliğini bir kat daha artıracak.Ne diyelim...Ama şuna da inanıyorum ki, Type-Moon'un planlarına genel olarak baktığımda gördüğüm şey, bundan sonra gelecek herhangi bir projenin Fate/Zero kadar kaliteli veya çekici olamayacağı.Tabi ki bu benim düşüncem, yani sizler ne düşünürsünüz bilemem.İzleyip, ardından tüm bölümleri hızlıca beşer dakika ayırarak hatırlamakta yarar var düzgün yorum yapabilmek için.


Olsun be ! BİTSİN ARTIK ! En azından bitti deyip üzülmekten kurtuluruz.


Eh, şimdilik kısaca bir bilgi vermiş oldum sizlere kendi yorumlarım ile.Umarım eğlenmiş ve sıkılmamışsınızdır.Zaman buldukça Fate evreni hakkında bir çok paylaşımda bulunmayı planlıyorum.Sorularınız, hata bildirimleriniz, rahatsız olduğunuz veya ikileme düştüğünüz bir konu olursa yazılarımda lütfen çekinmeden mesaj atın ve mesajlaşalım.İleride daha ayrıntılı yazılar paylaşacağım.Hele şu son iki bölüm bir bitsin.


Sağlıcakla kalın.


(Not: Bu görüş ve kısa açıklama karışımı yazı sadece AnimeSue sitesinde yayınlanmıştır.)


Bunun ardından ne dinlenir ?


''Kalafina-Manten''

HeAnDeR
20.Temmuz.2012, 21:20
Biraz karışık bir seriye benziyor. Tanıtım için teşekkürler güzel yazmışsın.

ProDigy
21.Temmuz.2012, 10:57
eline sağlık izlicem