PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Monkey D. Dragon



Serininjaa
28.Temmuz.2013, 16:20
http://images3.wikia.nocookie.net/__cb20090610164111/onepiece/tr/images/d/d5/Monkey_D._Dragon.jpg

Adı :Monkey D. Dragon

Japonca Adı: モンキー·D· ドラゴン

İlk Ortaya çıkışı : Manga Bölüm 100,Anime Bölüm 52

Monkey D. Dragon, seri içinde çok fazla görünen ve çok fazla bahsedilen biri değildir.
Önemli bilgilerin aktarıldığı post bölümlerinde ancak adını duyup hakkında az şey öğrenebildiğimiz biridir. Bu bakımdan kişiliği hakkında pek fazla konuşamayacağımı şimdiden söylemeliyim. Daha çok onun yapmaya çalıştıkları üzerinden yola çıkarak kişiliğini analiz etmeye çalışacağız.
Dragon’un, Lugetown’dan sonra, post Enies Lobby bölümlerine kadar hiç adı geçmemişti. O bölümlerde de babası Garp tarafından oğlu Luffy’ye tanıtılmıştı. İşte asıl o bölümlerde onun gerçek kimliğini öğrenmiştik.

Dünyanın en çok aranan suçlusu ve hükumeti yıkmaya çalışan bir devrimci. Üstüne üstlük bizim Luffy’nin babası. Hem de Denizci Kahramanı Ünlü Yumruk Garp’ın da oğlu! O sahnelerde Sanji’nin de dediği gibi, bu ailenin nesi vardı böyle! Babadan oğla nesil olmuş, her biri dünya çapında kendi yaptıklarıyla tanınan ender bir aile. Bunun sebebi de kanlarında kaynayan gizemli bir D harfinin olması olabilirdi muhakkak. Garp’ın tanıtımından sonra kısa bir sahnede kendisini de bizzat görüyor ve devrim işini hala büyük bir ciddiyetle sürdürdüğüne şahit oluyorduk. Adamlarına gelen haberler devrimin amacına çok yaklaştığı yönündeydi. Her ne kadar yüzeysel tabirlerle, sadece devrimin amacını zihinlerimizde pekiştirmek adına yazılmış birkaç cümle olsa da, o sahnelerde devrim için ciddi ipuçları elde ediyorduk. Bir de o devrimin lideri Dragon için. Luffy’nin haberini alınca, her zaman rüzgârlı olan bölgesini tepeden gören terasına çıkıp rüzgâra doğru bir iç geçiriyor ve Luffy’yi yâd ediyordu Dragon. Buradan onun karakteri için kısacık da olsa bilgiler elde edebiliriz. Oğlunu isteyerek bırakmadığını, onu çok sevdiğini ve varlığına önem verdiğini, yaptıklarına saygı duyduğunu ve peşinde olduğu devrimi hemen her şeyden önemli tuttuğunu anlıyorduk şu kısacık cümlesiyle; Önüne gelen her fırsatı dünyayı sorgulamak için kullan, Luffy! Bir baba için oğla söylenebilecek en alışılmadık cümlelerden biridir bu.
Buralara kadar da Dragon hakkında çok şey öğrenemiyorduk. Ta ki savaşa kadar

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/it/6/6a/Monkey_D._Dragon.png


Evet, savaş bölümlerinde, hiç olmadığı kadar çok şey öğreniyorduk Dragon hakkında. Devrimciler oluşumunu ve Dragon’un konumunu. Onun güç seviyesini ve Devrimin ne derece derin çalışıp kolunu nerelere uzattığını. Bununla kastettiğim elbette ki Kuma’dır. Hükumete en yakın shichibukai olarak bilinen Kuma’nın aslında devrimcilerin adamı olduğunu kim düşünürdü ki? Belki de Thriller Bark bölümlerinde Luffy’nin kişiliğini Dragon’a bağlamasından yola çıkarak böyle bir şey düşünülebilirdi elbet ancak yine de varılması güç bir kanıdır. Kuma ve İvankov gibi hayvani güçleri olan insanların Dragon’un emrinde çalıştığını, onun davasına baş koyduklarını öğrenen hemen herkes, One Piece’deki güç mantığına dayanarak Dragon’un bu ikisinden daha güçlü olduğunu varsayacağını biliyorduk, öyle de oldu.

Bu düşünce büyük ihtimalle doğrudur da. Zira Dragon’un böyle bir oluşumu bunca yıl ayakta tutmasının en büyük etkenlerinden biri de kişisel gücüdür muhtemelen.
Savaş bölümlerinden önce İmle Down bölümlerinde İvankov Luffy’nin Dragon’un oğlu olduğunu öğrendiğinde verdiği tepkiden yola çıkarak yine Dragon hakkında biraz ipucu elde edebiliriz. Yanında yıllarca sağ kolu olarak çalışmış birine bile geçmişinden bahsetmeyecek kadar ağzı sıkı ve kişiliğinden, yeteneklerinden bir insanı mucize ötesi bir şeye inandıracak kadar da üstün vasıflı biri olduğunu anlayabiliyoruz. İvankov Luffy’nin o zehirden ve onca acıdan nasıl olup da kurtulduğunu anlam veremeyip bunu mucize ötesi bir şey olarak tanımlarken, Dragon’un oğlu olduğunu öğrendiğinde her şeyi anladığını söylemiştir. Bu durumda Dragon’un ok üstün vasıflara sahip biri olduğunu anlayabiliriz muhakkak.


Dünya Hükumeti’nin ondan ne denli koktuğunu da savaş sırasında defalarca görebiliyorduk. O koca hükümetin birinden bu kadar korkması, o herifin ciddi manada tehlikeli ve yetenekli olduğunu kanıtlar bize.
Luffy’nin kral hakisine şaşıran adamlar, Dragon’un oğlu olduğunu öğrendiklerine bunu daha açıklanabilir bulmuşlardı. Yine sırf oğlu olduğu için Luffy’nin peşine hükümetin en güçlü adamlarından biri bizzat düşmüştü. Bütün bunlar bize Dragon’un gerçekten büyük tehlike olduğunu ve gücünün sadece kurnazlığında yatmadığını gösteriyordu.


Ace-Sabo-Luffy flashback bölümlerde de bir süre görünen Dragon, yine çok önemli ipuçları vermişti kendisi ve oluşumu hakkında. Şehrin yandığı sırada Sabo’ya denk gelen Dragon, küçücük bir çocuğun dudaklarından dökülenlerden o derece etkilenmiştir ki, eminim o andan itibaren devrim işlerini daha da hızlandırmıştı. Dragon’un hayatı boyunca savunduğu fikrini, birkaç acı cümleyle dile getiren Sabo, orada onu oldukça etkilemiş ve hüzne boğulmasına sebep olmuştu Dragon’un. Bütün bu yozlaşmış toplumu düzelteceğine yemin ediyor ancak bunu yapacak gücünün henüz olmadığını söylüyordu. Buradan anladığımız üzere Dragon’un oluşumu henüz Dünya Hükümeti gibi bir oluşumu devirmeye yetecek düzeyde değildi ve hala yavaşça ilerleyen planlar yapıyordu. Bu sebepten İvankov’ûn öngördüğü gibi davranmamış ve hükümet büyük bir belayla uğraşırken kendini riske etmemişti. Yapmak istediği şey her ne kadar ivedilik gerektirse de Dragon’un sabır ve metanetle ilerleyecek kadar da kendine hâkim ve zeki olduğunu görmüş oluyorduk buralarda.

http://2.bp.blogspot.com/-9NfrITzo8FQ/TiFWUKdbBEI/AAAAAAAAABs/g10bICWZ4qU/s1600/4.JPG


O yangından insanları kurtarırken yine kişiliğini anlatan önemli bir cümle sarf ediyordu Dragon; Yemin ediyorum bir gün benim bu dünyayı nasıl değiştirdiğimi görecekler! Böylesine kararlı sözler duyduktan sonra buna herkes inanır. Dragon’un kalender kişiliği de böylece ön plana çıkıyordu tabi ki. Doğup büyüdüğü, evladını bıraktığı krallığa gelmesine karşın, davasını tehlikeye atmamak için gidip bir ziyaret etmiyor ve hala davası için adam toplamakla uğraşıyordu. Elbette ki bütün dünyayı yöneten bir oluşumu yıkmak için böylesi yüksek bir irade gerekirdi. Her şey bir yana, dünyanın bu çarpık düzenini değiştirmek için çaba gösteren birinin analiz yeteneği, farkındalığı ve otoriteye isyanı da o adamın kişiliğine büyük örneklerdir.

http://media.animevice.com/uploads/2/25664/468003-shot0176.jpg


Dragon’un kişiliği, isminin kaynağı ve serideki hareketleri hakkında yeterince konuştuk diye düşünüyorum. Bütün bunlardan sonra işleyeceğimiz konu elbette ki bir parça gücü ve hükümetle olan husumetleri olacaktır.
Hükümet ile olan savaşına geçmeden kısaca gücünden dem vuralım Dragon’un. Zira diğer konu çok daha uzun olacaktır, beklendiği gibi.

Dragon’un gücü hakkında çok fazla teori döner ve bu teorilerin çoğu da Dragon’un rüzgarı kontrol edebildiğini iddia eder. En mantıklısı da budur muhakkak. Zira geriye dönüp baktığımızda, kendisinin bulunduğu hemen her yerde bir fırtınanın bir rüzgarın olduğunu ve bu rüzgarın her zaman onun lehine estiğini görüyoruz. bunu örneklendirecek olursak; Lugetown, Baltigo, Goa krallığı diyebiliriz. Lugetown olayını beliyoruz zaten, orada resmen rüzgar D soylulara yardım için eski, yıldırım onlar için düştü. Goa krallığında ise ateş denizini ikiye bölen koca bir rüzgar sütunu belirdi ve insanları kurtardı. Orada da Dragon vardı. Baltigo daima rüzgarın estiği bir yerdir zaten ve orada da Dragon daima kalır. Roger’ın idamına da katılan Dragon’un yine orada şiddetli bir rüzgara sebebiyet verdiğini düşünebiliriz. Bunalrın dışında Roger’ın Shiki ile savaştığı Edd War’da da aniden ortaya çıkan şiddetli fırtınanın Dragon kaynaklı olduğunu düşüneneler de çoğunluktadır. Zaten Dragon’un Roger ile olan bağlantısı da başlı başına bir gizemdir seri için. Ona da değineceğiz elbette.
Şimdi bu rüzgar olayını, başta belirttiğim mitolojik ejderha temalarından örnekler vererek açıklamaya çalışacağım. Bahsettiğimiz Raitoro isimli ejderhaya dönüşen çocuk, Japon mitolojisinde rüzgarı, bulutları ve yıldırımı kontrol edebilen biridir. Ve her zaman vurguladığım üzere Oda’nın böyle bir alegoriyi yapmamış olması da çok uzak bir ihtimal gibi geliyor. Rüzgar ve iklim teorisi dışında Dragon hakkında hemen hiçbir şey bilmiyoruz ve elimizde olmadığından teori de üretemiyoruz maalesef.
Söyleyebileceğimiz tek şey, Dragon’un rüzgar ve rüzgar kaynaklı şeylere hükmettiğidir şimdilik.

http://4.bp.blogspot.com/-9FW6lm7PuGo/TiFeICIrH7I/AAAAAAAAACY/VbXW1fyuMVo/s1600/13.JPG


Şimdi gelelim zurnanın zort ettiği yere ve fasulyenin faydalarına…
Dragon ve yıkmaya çalıştığı yozlaşmış sistem, Dünya Hükümeti!

Öncelikle bu kendilerine Dünya Hükümeti diyen absürt topluluğu bir tanıyalım. Dünyadaki 170 ülkenin birleşmesiyle oluşmuş, başında beş ihtiyarın bulunduğu, Denizciler kurumunu bünyesinde barındıran ve kimimizin kutsal kavanoz dediği Tenryubitoların büyük söz sahibi olup her alanında at koşturduğu kesit otorite sahibi bir oluşum!
Bu oluşumun tarihi hakkında çok karanlık noktalar bulunmaktadır. Ancak bu karanlık noktaların belki de en önemlilerinden birinde, Ohara yangını bölümlerinde öğreniyoruz. O da 800 yıl önce yaşanan ve bu günlerde saklanan, kayıp yüzyıl olarak tanımlanan çağda geçen olayların iç yüzü. Ohara bilginleri bu yüzyılda yaşananları açık etmek için gece gündüz demeden çalışır ve o dönemden kalma yazıtları deşifre etmeye çalışırlardı. Bunu yapmak elbette ki hükümet nezdinde en büyük suçlardan biriydi. Bunun sebebi de o sırların açığa çıkması halinde halkın ayaklanarak bu oluşumu yok edebileceğinden korkuluyor olmasıdır muhakkak.
Karanlık yüzyılda yaşanmış büyük olaylar silsilesinden sonra bu sistem kurulmuş ve 800 yıl boyunca devam etmiştir ve devam da etmektedir. Dragon ise, muhtemelen karanlık yıllarda olanları öğrenmiş ve onu müteakiben bu kara lekeli sistemi yıkmak için harekete geçmiştir. O dönemde yaşayan antik krallığı, o krallığı yıkmak için birleşen 20 krallığı ve yıkma sürecinde gerçekleşen binlerce çirkin, ağza alınmayacak derecede utanç verici olayları büyük ihtimalle biliyordu Dragon. Bildiği için bu kadar farkındalık sahibidir ve bu sistemi yıkmak için bu derece heveslidir diye düşünüyorum.
Peki bunları nereden öğrendi? Bana sorarsanız Raftel’e kadar giden ve yazıtları oraya toplayan Roger’dan başkası olamaz bunları ona anlatan! Zaten Roger ile bir bağlantısı olduğu aşikâr Dragon!’un. Her fırsatta karşımıza çıkıyor bu bilgiler. İkisi de D’nin anlamını ve mirasının gereğini bilen kişilerdi ve Roger idam edilirken Dragon’a her şeyi miras bırakarak hükümetin de onun amaçlarından uzak kalmasını ve başka şeylerle uğraşmasını sağlamak için Büyük korsan çağını başlattı. Bundan sonra da Dragon işlerine başladı ve hükümet her yana çil yavrusu gibi saçılan korsanlarla uğraşırken o devrimin tohumlarını ekti, adam topladı, sessizce güçlendi ve zamanı gelince de kendini açığa vurarak hükümetin elinden birkaç krallığı aldı.
Dragon bildiği halde kendi ağzından hiçbir şeyi açıklayamaması da elbette ki halkın çoğunun gözünde bir şeytan olarak görülmesidir. Dragon’un çıkıp da açıkladığı bir şeye hükümetin kandırdığı insanların inanması beklenemez. İşte bu noktada devreye Nico Robin girmektedir. Devrimciler Robin’e Devrim Işığı derler. bunun sebebi de Robin’in kayıp yüzyılı araştırması ve hükümet aleyhine çalışmasıdır. günü geldiğinde her şeyi Robin anlatacak ve belki devrimcilerin bile tam olarak anlamlandıramadığı yazıtlardaki gerçekleri gün ışığına çıkaracaktır. 2 yıllık arada Robin adına neler gerçekleşti bilmiyoruz. Oda’nın zamanı gelinceye dek bize göstereceğini de sanmıyorum.



http://images2.wikia.nocookie.net/__cb20130207064025/onepiece/images/5/5d/Robin_and_Revolutionaries.png


Kaynak : Eski kayıtlarım arasında buldum ...

ladydark
28.Temmuz.2013, 16:59
Çok güzel bir yazı.

Serininjaa
28.Temmuz.2013, 17:12
Teşekkürler :1178088004789: