PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Korku Hikayeleri



panda78
09.Şubat.2014, 17:54
Korku Hikayeleri
Bizleri korkutan birkaç temel unsur vardır. Bunlar insanın kendi kafasında oluşturduğu sebepler, örneğin örümcek, köpek gibi hayvanlardan korkma, yüksekten daha doğrusu düşmekten korkma, diğer insanlardan zarar görme korkusu, organını kaybetme korkusu bunların başlıcalarıdır. Bir de pek fazla bilinmeyen Cin dediğimiz varlıkların sebep oldukları insanın ruh sağlığını kaybetmesine, çok ciddi yaralanmasına hatta ölümüne kadar gidebilen vakalar vardır. Cinlerin en güçlü özellikleri bizim elbise değiştirdiğimiz gibi şekil değiştirebilmeleri ve insanı psikolojik olarak etkileyebilmeleridir. Bunlarla ilgili yaşanmış gerçek hayat öykülerinden birkaç örnek ile sanırım bu konu daha iyi anlaşılacaktır.

ZİYARET:
Göğün gürlediği, şimşeklerin çaktığı bir geceydi. Herkes derin bir uykuya dalmıştı. Saat gecenin 2’si gibi 4.kattaki evlerinin camının tıkırtısı ile uyandı. Biri sanki camı tıklatıyordu. Bir an için uğuldayan rüzgârın sesi sanki adını söyleyerek onu çağırıyor gibi geldi. Çıkan sesin uğursuzluğundan içi bir an da buz kesti. Yataktan kalktı ve çekinerekte olsa cama doğru gitti, belkide sadece rüzgârdan camın önündeki sineklik yerinden çıkmış ve cama vuruyor olmalıydı perdeyi açtı dışarısı karanlıktı, sonra bir an da çakan şimşek ile camın önündeki silueti gördü ve irkildi, çığlık atmak istedi o an ama dili tutulmuş gibiydi. Camın önünde 1 ay önce ölen ninesi havada duruyordu, sanki mezardan yeni kalkmış gibiydi. Yüzü solgundu ve gözlerinde donuk bir bakışla ona bakıyordu. Ninesi cama yaklaştı ve cama yine tıklattı aç camı torunum, seni çok özledim seni görmeye geldim dedi. Sonra ne mi oldu açıkçası tam olarak bilmiyoruz. Bunlar TV ve gazetelerde 4. kattan atlayarak intihar ettiği söylenen bir genç kızın günlüğünde yazan son sözler olarak kayıtlara geçti.

ABİ:
Sıradan bir gündü. Sabah erken kalkılmış hep beraber kahvaltı yapılmış. Sonra baba işe, abi okuluna, annede ilaçlarını yazdırmak için hastaneye gitmişti. Evin genç kızıda evi biraz silip süpürdükten sonra kendine bir çay koymuş televizyonda Seda Sayanı izliyordu.
Sonra kapı çaldı, gelen abisiydi.
- Ne oldu abi erken döndün.
- Ersinle karşılaştım yolda öğretmen hastalanmış gelmeyecekmiş bende eve geldim.
- İyi bende çay koymuştum kendime, geç sana da koyayım.
İki kardeş oturmuş televizyon karşısında çay içerlerken kızın cep telefonu çalar, telefona bakar arayan abisinin numarasıdır. Şaşırır ve telefonu açarak buyrun der, telefondaki abisinin sesidir, abisi Türkçe kitabını evde unutmuşum sana zahmet okula getirsene der. Kız şok olmuştur, çünkü abisi karşısında oturmakta ve telefondaki seste abisinindir. Bir telefona bir de karşısında oturan abisine korku dolu gözlerle bakar, ağzından sadece a-abi kelimesi çıkar, karşısında oturan abisi kafasını 360 derece çevirerek gözleri pörtlemiş bir halde ve deli deli bakarak arayan kim kardeşim der. Kız çığlık atar, kardeşinin çığlığını duyan telefondaki abi ne oldu, ne oldu diye telefona ümitsizce bağırır. Hemen eve döner, döndüğünde kapıda polisler, ambulans, annesi babası ve komşular evin önündedir. Abi ne oldu demeye kalmadan bir polis hemen onu yakalayarak kelepçeler, komşular evden gelen çığlıkları duymuş ve abinin elinde kanlı bir bıçakla evden çıktığını görüp polise haber vermişlerdir. Olay yerine gelen polis kızın parçalanmış cesedini bulur.
Abi ben yapmadım, kardeşime telefon ettim ve çığlık attığını duyunca hemen eve geldim, yolda Ersinle karşılaştım ona sorun der. Ama Ersin polise verdiği ifadesinde o gün hasta olduğu için evde yattığını abiyi hiç görmediğini söyler. Sonuçta kız kara toprağa, abi de akıl hastanesine gider.

ORGAN:
Ne olmuştu, başı çatlayacak gibi ağrıyordu, son hatırladığı arkadaşının evinde tanıştığı kızla ucuz bir otele gitmişti. Sonra ne olmuştu ve gözlerini açtığı halde niye her yer karanlıktı. Kulağına bazı sesler geliyordu. Ondan bahsediyorlardı, sersem gibiydi, elini başına götürmek istedi o zaman fark etti ki elleri ve ayakları bağlanmıştı, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu, bağlarından kurtulmaya çalıştı ama anlaşılan etrafındakiler bunu fark etmiş olacaklardı ki birden 3-4 kişinin üstüne çullandığını hissetti.
-Kendine geliyor, uyutun hemen şunu gözlerini aldık, sıra böbreğinde! Derin bir uykuya dalmadan önce duyduğu son sözlerdi bunlar.
Yine uyanıyordu bu sefer belinin sağ tarafındaki büyük acı ve ağrıydı onu uyandıran, birden ellerinin ve ayaklarının bağlı olmadığını hissetti, harekete etmeye çalışınca kolları ile bacaklarının kökünden kesildiğini anladı. Tiz bir çığlık attı, olmayan gözlerinden yaşlar süzüldü yanaklarına, yanına gelen birinin ayak seslerini duydu.
-Kes lan sesini, ağlama lan!
-Ne yaptınız bana!
-Çok tepinince mecbur kaldık, kaçmayasın diye kollarınla bacaklarını kökünden kesiverdik.
-Gözlerimi aldınız, böbreğimi aldınız neden beni öldürmüyorsunuz
-Sadece bir böbreğini aldık sen biraz daha canlı lazımsın bize, öbür böbreğin ödemesi daha yapılmadı.
Bu arada konuştuğu adamın cep telefonu çalar, adam açar.
-Ne var ne oldu.
-Karaciğer mi lazım, hesaba para yattı mı?
-Tamam, akşama hazır gelin alın.
Böyle der ve cebini kapatır.
-Hadi yine şanslısın, öbür böbreğin biraz daha sende kalacak, ölmeyesin diyede karaciğerinin hepsini almayacağım.
-Hayvanlar!
-Sus lan!
Der ve yine bayıltır. Yine kendine geldiğinde makinelere bağlıdır, artık konuşamamakta sadece etrafındakilerin seslerini duymaktadır.
-Şu böbreğin parası yatmadı mı hala,
-Ne kalp mi lazım?
-Acil mi, para yattı mı hesaba,
-Tamam, tamam 1 saat sonra gel al
-Hazırlayın şunu ameliyata, ne yapalım, öbür böbreği ile karaciğerinin kalanını bir de pankreasını derin dondurucuya koyarız, adama da haber verin 48 saat içinde böbreği aldı aldı yoksa çöpe gidecek bunlar.
Dehşet içindeydi, yeniden uyuşturulmadan önce duyduğu son sözler bunlardı. Bir daha uyanamayacağını anladı. Aklına ailesi geldi, son uykusuna dalarken.
- Lan şu herifte böbreği almadı gitti,
- Ne yapalım abi?
- Ne yapıcan bunlar işe yaramaz artık
- Vücudun geriye kalanıyla birlikte öğütücüye atın sonra eşek etleriyle karıştırıp köpek yemi fabrikasına satın. Dikkat edin 2-3 kere geçirin öğütücüden, iyice de karıştırın.
- Tamam abi!


Hikayelerin kurgusu bana aittir,umarım biraz ürpertebilmişimdir sizleri,yorumlarınızı bekliyorum.