PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Black Butterfly



OleSea
19.Aralık.2011, 00:08
Öncelikle merhabalar..Yeni gelenlerin fanfici pek okunmaz biliyorum ama şansımı denemek istedim diyelim..Venus forumda ve manga tr de yayınladığım bir fanficim var..Daha çok venuste takip ediliyor..Eğer burda rağbet görürse elimdeki tüm bölümleri burda da paylaşırım..

Görüşlerinizi bekliyorum..
SİYAH KELEBEK
Belki böyle başlamamalıydı:uzun zaman önce olanları silebilmeyi istersiniz silemezsiniz ancak geleceğiniz çoğu zaman sizin elinizdedir.Ben geleceğimi şekillendirirken tek bir önemli noktaya değindim..Belki bunu yaparsam sonra ne olacak teorim işe yaramadı ancak yinede umutluyum;benim ardımdan olacaklar için..
Mezarın başında oturan şu kişiye de bakın:elinde beyaz güllerle dolu bir buketi koyuyor yavaşça yazının altına..Bu mezarlık küçük bir ilçede olduğu için küçük:her mezarlık gibi uzun , göğe varan ağaçlarla kaplı..Kolumdaki gümüş saate bakıp seslice söylüyorum:ikiyi çeyrek geçiyor…
Adam üzülüyor mu bilmiyorum ancak suratında buruk bir ifade var:biri ona ihanet mi etmiş yoksa?Kim onu yalnız bırakmış??Ben burada seyirciyim:ona yaklaşamam bile..Yalnızlığına ortak olamam..Niçin mi?Bunu ancak hikayemin sonunda anlayacaksınız…
Sekiz sene önce olanlara bakınca : şimdiki haliyle o zamanki hali birbirini tutmuyor:bir iki şey haricinde tamamıyla değişmiş:motoru bile bırakmış..Hızı ve hazı..
Orada,mezarın soğuk taşında oturan kişiyi seyrederken boyundan büyük papatyalarıyla en fazla bir buçuk yaşında olan kız çocuğu ile küçük kızın elini sevgiyle tutan bir adam geçiyor yanımdan.Benim olduğum tarafa başını çevirip beni selamlıyor ardından başını beyaz gülleri getiren adamın olduğu mezara çeviriyor:onu görünce yavaşça küçük kızın elini sıkıp adama bakıyor.
Küçük kız tek eliyle tuttuğu papatyaları yere düşürüp acıyla inliyor:
-Baba..el…eli..m acıyor.. küçük kızın konuşması pek düzgün değil:anlaşılan yeni konuşmaya başlamış…
Adam kızının gözündeki yaşlara korkuyla bakıp dizini yere koyuyor, kızının kırmızı elbisesinin cebindeki beyaz kumaşın üstüne işlenmiş olan siyahlı kırmızılı bir kelebeğin olduğu mendili çıkarıp siliyor hemencecik kızının gözyaşlarını..Ardından ona sımsıkı sarılıp:
-Hime sesin,gözlerin.(derin bir nefes alıp bana bakıyor).Hadi sen yere düşürdüğün papatyaları toparla.. deyip onu bırakıyor.Küçük kız babasının yanağını sevgiyle öpüp ağzı kulaklarında gülümseyip yerdeki papatyalara uzanıyor..
Küçük kızın babası bu sırada beyaz gülleri getirmiş olan adama yaklaşıp:
-Senin burada ne işin var?...

Matthew
19.Aralık.2011, 11:15
Bu sefer okucam :2w24opk:

OleSea
19.Aralık.2011, 14:02
İnşallah beğenirsin ne diyim:D
Devamını merak ediyorsan face sayfasından veya venusten ulaşırsın zaten..

Matthew
19.Aralık.2011, 14:14
oku oku bitmiyo oradan D:

OleSea
19.Aralık.2011, 18:40
haha:D Peki..

Lambo
24.Aralık.2011, 20:47
Tebrik ederim sizi ilk bölümden pek bişey anlayamadım ama devamı gelirse seve seve okurum. Burdan kendi reklamımıda yapmak istiyorum kısa bir süre sonra uzun süredir aklımda olan bir fanfici yayınlayacağım ^^

OleSea
02.Ocak.2012, 21:02
Uzun zamandır buraya uğramıyorum.2-3 bir arada yayınlayacağım..

Bölüm 2 : Tanıştığıma Memnun Oldum
Bir taşta yazan ada bir de koyduğu beyaz güllere bakan adam sesle irkiliyor.Taşa yazılı olan isme o kadar dalmış ki adı Hime olan küçük kızın sesini bile duymamış.
Adam , kızın babasına dönmeden elini toprağa götürüyor ve bir avuç toprağı sıkarken küçük kızın babasına dönüyor:
-Sence bu anı da bilmiş miydi?
İkisini izlemek fazlasıyla garip:hangisi daha haklıydı?İşte sonunu bildiğim , o iki adamla olan hikayem:
9 SENE ÖNCE
Ben Misa 11 yaşındayım..Bu sene 4. Sınıfa başlayacağım için annem yaz tatilinde her gün saat dörde kadar ders çalışmamı istiyor..Diyeceksiniz ki 11 yaşında nasıl oluyor da 4. Sınıf oluyorsun?Okula geç başladım:yabancı olduğum(Japon’um) okula almadılar ve ben de geç başlamak zorunda kaldım.Türkiye’de yaşıyorum,Ege bölgesinin serin sularına yakın bir yerde..
Ailemin hikayesi biraz karmaşıktır:babam ben 2 yaşındayken trafik kazası geçirip öldü:annem de gençti ve Türkiye’ye gelip ruh sağlığını korumak için burada yaşamaya başladı.Bir ay sonra Türkiye’den dönüp Japonya’dan beni aldı:işte bu şekilde Türkiye maceram başlamış oldu.İstanbul’da okul açısından problem yaşayınca şu an yaşadığım yere taşındık:annemin yeni patronu tanınmış olduğu için okul işini halletti:buraya geldiğinde 7 yaşımı bitiyordum..
Okula başladım seneler geçti ve yakında 4. Sınıf olacağım her gün çalışıyorum..Annem turizmci..
İstanbul’dan tanıdıklarımız sitemizin koca havuzunda , çarşıda cirit atıyor ancak ben eve oturup inekler gibi ders çalışıyorum…Haksızlık diye düşünürken odamın minik kapısı çalınıveriyor:
-Gir.. diyorum bozuk bir sesle..Önümdeki Sosyal Bilgiler Ege’nin tarihi kitabını bırakıyorum,yavaşça sandalyemin üstünü tutarak kapıya dönüyorum.Annem mahcup bir sesle:
-Saat dört buçuk olmuş,yarım saat fazla çalışmışsın,yarın daha az çalışırsın olur mu?Hadi hazırlan da havuza gel.. deyip kapımı açık bırakıyor.
Adı Alice olan bir arkadaşım var,sabahın dokuzundan beri havuzda..Onunla arkadaş mı düşman mı olduğumuz belli değildi:şimdiye nazaran o bana güvenmez ben ona güvenirdim:beni yöneten oydu:dokuz sene içerisinde bu fazlasıyla değişti..
Küçüklüğümden beri pembe ve siyaha bayılıyorum:pembeli,siyahlı mayomu giyip evden anahtarı kapıp çıkıyorum,havuzun olduğu bölüme yaklaştıkça bir grup erkeğin sesi daha da artıyor kulaklarımda:umursamaz biri değildim..
Boyumdan büyük olan deniz yatağımı havuzun içine bırakıp bana ayrılmış şezlonga renkli havlumu sererken benden izinsiz olarak o çocukların deniz yatağımı kullandıklarını,üstünden atlamaya çalıştıklarını görüyorum,benden büyük oldukları belli,anneme dönüp:
-Anne o ağabeyler benim deniz yatağımı aldılar;bir şey demeyecek misin? Diyorum,annem arkadaşıyla olan konuşmasını bırakıp bana dönüyor:
-Kullansın bir şey olmaz diyor,tam bu sırada gruptan yakışıklı olanı bana yaklaşıp:
-Alabilir miyim?? Diyor..Şaşkınlıktan kırmızıya boyanıyorum,her zaman olan en nefret ettiğim huyum: heyecanlandığımda veya sinirlendiğimde kendimi tutmak için ellerimi yumruk yapmamdır:nereden bulaştı bu alışkanlık diye düşünürüm hala..
Önümdeki ellerimi görmesin diye arkama saklayıp gülümsüyorum:
-Tabi..Patlatmadığınız sürece:.. havuzun kapısından adımın yankısını duyuyorum:
-Misa!.. başımı şaşkınlıkla çevirip:
-Geldin mi sonunda Helene??
Helene benden bir yaş büyük,dokuz sene önce; yani o gün iki senelik iyi bir dostum değil kendimden çok önemsediğim kardeşimdi..Onun sayesinde rock müzikle tanıştım:ilk rock müziğim Linkin park’ın in the end parçasıydı:o şarkıyı bulmak için resmen bilgisayarımın başından kalkmıyordum..Her neyse:havuza dönelim:
Havuzun kurallarını çiğneyip duş almadan havuza atlıyorum,ne şanstır ki müdür beni görüp anında anneme ispiyonluyor,tabii tüm havuzun dikkati üstümde toplanıyor..Hiçbir şey olmamış gibi havuza dalıp dibe varıyorum,ölecek gibi olana kadar dipte yüzüyor sonra da çıkıp derin bir nefes alıp bunu tekrarlıyorum.
Gözlerim bozuk olduğundan havuzun içinde açmıyorum:bir arda kendimi Helene’nin bacağında buldum..Şaşkınlıkla başımı çıkarıp ona bakınca ikimizde kahkahalarla gülmeye başlıyoruz:Alice ise sevgili Maria’sının yanında..Arkadaşlığımızı bozan o kız şimdi bana gelip selam veriyor:yüzsüz..
Umursamayıp selam veriyorum ve başımı o ağabeylerin olduğu tarafa çeviriyorum:aralarında argo sözcükler dolanıyor:bu şiddetli kavganın nedeni ise yan şekilde dik duran deniz yatağının üstünden atlayamamaları..
Sabahtan beri sinirlerim bozuk,havuzun bana en yakın olan kenarına yüzüp çıkıyorum,Helene bana şaşkınlıkla bakıyor:benden beklenecek bir hareket yapmayacağımı anlamış durumda o da..
Ağabeylerin arasına karışıp dertlerini iyice anlıyorum:deniz yatağının üstünden atlamalı ve 15 m dipten yüzmeliyim:benim için basit..İyi gerilip atlıyorum,ilk denemem başarısız,ikincisinde başardığımda hepsi ağzı açık bana bakarken yakalıyorum onları..
Onlarla eğlenceli bir gün geçiriyorum:adlarını hatta e-mail lerini alıyorum..Birini gözüme kestirdim ancak çok havalı,benden deniz yatağı için izin isteyen kişiden hoşlanmaya başladım o gün..
Bir süre sonra okullar başladı,onları her okuldan gelişimde havuzun başında görüyordum ; geldiğim üstümü değişip mayo mu normal mi giyineceğime karar verip yanlarına damlardım, kimi zaman yalnız kimi zaman da Helene’yle..Alice onlarla çoktan kaynaşmıştı..Aynı evde olan iki yabancının tek ortak noktası hoşlandığım kişinin ağabeyine tutulmuş olması..
O zamanlar bir kedim vardı:adı Drina’ydı..Adı saçma gelebilir ancak Drina benim hayalimdeki büyüleyici bir kadının ismiydi ve benim kedimi ben evcilleştirmiştim:bu siteye ilk taşındığımızda vahşi yaratığın tekiydi:artık yanıma geliyor hatta yatıyordu her gece..En yaşlı kediydi benim kedim..Sitedeki tüm kediler onun çocukları ve torunlarıydı..


BÖLÜM 3: HAYAT NEDİR?
O kadar şey yaşamışlığıma rağmen o zamanki aklımın işleyiş tarzına bakınca insanlara gereğinden fazla değer verdiğimi görüyorum:siz sorun haydi:’’Pişman mısın? ‘’sorusunu… Cevabım pişmanım olur:pişmanım çünkü her plan tam anlamıyla işlemiyor;pişmanım çünkü kırdığım çok insan oldu ancak gururluyum: onlarda zamanında kırmışlardı beni…
Karşımda duran bu iki insanın gözlerindeki acıyı hissedebiliyorum:ikisi de acı çekiyor benim yüzümden:biri hak ediyor;diğeri hayır..Biri gururlu diğeri değil:gururluyu gururlu yapan neydi;yanında ‘’kızım’’ diyebileceği bir parçası bulunması mı??Eğer yapabilseydim acıyı mezara taşırdım.Elimde tuttuğum kendi günlüğümün o zamanki sayfalarındaki ince pilotla yazdığım minik mutluluk ve umut yığınlarımın yıkılışını seyrediyordum:zamanın akışı çok farklı hem de gereğinden fazla..
Planlarımı yapmasaydım acaba o saf kız kalır mıydı?Hayır o saf kızın sonu aynıydı her halükarda çünkü..Saf kız pişman olmamıştı ancak kirli kız pişmandı..İçimde açılan bu boşluk da ne??
BEĞENİLMEZSE SÖYLENSİN LÜTFEN..

KeşanlıAli
03.Ocak.2012, 09:42
Devamı var mı kısa gibi geldi bana ..

Hilda
03.Ocak.2012, 12:34
Öncelikle seni tebrik ediyorum... Başka forumlarda da görmüştüm ama açıkcası okumamıştım. Çünkü birçok fanfic yazarı bir heves ile yazmaya başlayıp hevesi kaçınca fanfic işini bir kenara atıp kaçıyor... Ama gördüğüm kadarıyla sen sonuna kadar götürmek niyetindesin...
Şimdilik hikaye güzel gidiyor, ileriki bölümlerde biraz daha hızlanacağını düşünüyorum. Onun dışında noktalama işaretleri dikkatimi çekti. Niçin gereksiz yere bu kadar çok iki nokta kullanıyorsun? Cümleleri nokta ile bitirip bir boşluk bırakıp devam edebilirsin. Hikayeyi okurken gözüm bir üst satırdaki iki noktalara takılıp durdu. :D
Diğer bölümleri merakla bekliyorum...

@Lambo
Reklam yapıp kaçmışsın. :D Hani, nerde fan fiction? :D

OleSea
03.Ocak.2012, 20:48
Devamı var tabii ki..Ben nokta delisi gibi bir şeyim takıntı gibi düşün..kusura bakma..
Beğendiğine sevindim..
Bölümler özet şeklinde sonuna kadar hazır zaten..Şuan diğer forumlarda ve facebook sayfaalrında 23 .bölümün yarısı ve +4 ek bölüm yazdım sanırım:D beğeni görürse hepsini burda da yayınlarım zaten..

KeşanlıAli
04.Ocak.2012, 10:03
o zaman facebooktan da seni takip etmek lazım :E___5363ZHJBPWFG:

OleSea
04.Ocak.2012, 11:56
İstersen tabii....Sky blue sayfanın adı...

KeşanlıAli
04.Ocak.2012, 18:50
Orda da yazıların var dimi buna benzer veya farklı tür gerçi yazmışsın ama :o_o:

OleSea
05.Ocak.2012, 16:30
Bu hikayenin devamı orda..Yakında yeni sayfa açıp diğer yazıalrımı da yayınlayacağım..

KeşanlıAli
05.Ocak.2012, 17:56
Bu tür yazıları seviyorum Pucca ve pinkfroyt tarzı :1178087977724:

OleSea
06.Ocak.2012, 00:47
hehe..Pink Floyd iyi gruptur ...
Beğeniyorsan proble yok..

OleSea
06.Ocak.2012, 00:47
BLACK BUTTERFLY
BÖLÜM 4 : İLGİNÇ TESADÜFLER
Ekim ayının en sevdiğim yanı havuzun kapanmış olmasına rağmen fazla serin olmamasıydı:bir gün okuldan sonra güzelce yıkanıp üstüme kısa pembe bir elbise geçirdim:o elbise bana teyzemden hediyeydi:ben de zaten teyzeme gidiyordum.
Saçlarım yanmasın diye kurutma makinesiyle kurutmuyordum:bu çoğu zaman evdeki tartışma konusu oluyordu..Saçlarımın ıslaklığını alması için havuza bakan balkona çıktığımda karşımda grubun başkanı Chiris’i gördüm.Chiris ağabey o zamanlar an yedisine daha yeni girecekti.
Beni beklediğini görünce şaşırdım ancak fazla belli etmemeye çalışarak:
-Ah!Chiris ağabey..ne oldu? , suratıma şaşkınca bakıp:
-Geçenlerde hiç Helene’de kaldın mı Misa? Bu sorusuna karşılık şaşkınlığımı koruyamadan ellerimi ıslak saçımdan çekip önümdeki demirlere koyup yaslandım:
-Bunu nerden biliyorsun Chiris ağabey?Helene’yi takip ediyorsun? Suratı kıpkırmızı olan o zamanlar ‘’ağabey’’ dediğim insan elbiseme bakıp:
-Sana pembe yakışıyor…Çarşıya iniyorsan eşlik edebilir miyim? Asılmalarını istemeyiz değil mi?..
Benimle dalga geçmesinden nefret ederdim:asılmakmış benim yaşımda birine kim asılırdı ki?Tek kaşımı kaldırıp:
-Benimle konuşmak istediğin bir şey var… dedim.Kırmızı suratı iyice gerilerek:
-Madem kabul ettin hadi çık da gidelim! Diyerek tersledi beni..Solumda bulunan masadaki çakmağı kaptığım gibi suratına geçirdim:
-Benimle böyle konuşma..Geliyorum:hem yürüyeceğiz..Mezarlığın oradan geçeceğim..
İçerde iş yerinden yorgun gelen anneme bakıp:
-Anne Chiris ağabeyle çarşıya yürüyebilir miyim? Dedim.Bana şaşkınlıkla bakıp bir şey demeden onayladı..Kapının önüne gidip çıkardığım terlikler yerine siyah babetlerimi çıkardım:siyaha o zaman da aşıktım…
Babetleri geçirdiğim gibi kendimi sitenin girişinde bekleyen Chiris ağabeyin yanına attım..
Tam aşağıya iniyorduk ki,yanımızda siyah bir araba durdu..Arabaya bakıp duraksadım:bir komşumuzun arabasıydı çok zengin olan bu komşumuz BMW marka arabalarıyla beni gezdirdiği çok olmuştu:kendisiyle çok iyi anlaşırdık:en azından 11 yaşında bir kızla 45 yaşında bir adamın geçinebileceği en iyi şekilde..
Yanımda duran Chiris ağabeye bakıp:
-Teyzene gittiğini duydum bırakayım seni gel.. şaşkınlıktan olduğum yer de çakıldım.Daha yürümeye başlamamıştım bile:bir de çiçekçiye uğrayacak mezarlıktan geçerken tanımadığım birkaç insanın mezarına çiçekleri koyacaktım..
İkisinin de kalbini kırmak istemiyordum:ne yapacaktım??Biri benimle çok iyi anlaşan bir adam diğeri ise özel bir konuyu danışmak isteyen:ağabeyim gibi gördüğüm insan..

İSTENİRSE 5-6 YI DA YARIN YAYINLARIM..

OleSea
20.Ocak.2012, 20:48
Uzun bir aradan sonra karşınızdayım :)
5. BÖLÜM : TUTUŞMAZLIK:MİSA KARARSIZ
Komik olan şu ki Chiris ağabeyin diyeceği şeyin önemli veya merak uyandıracak bir konu olduğunu sanmıyordum.Chiris ağabeye şaşkın bir ifadele döndüm:adam ona , o da komşumuza bakıyordu..
Birden aralarındaki çekişmeli bakışma sonlandı ve Chiris ağabey yenilmiş ses tonuyla:
-Sen onunla git..Daha sonra konuşuruz.. deyince mahcup bir surat ifadesiyle baktım ona..O an ki surat ifadesi yıllar yılı onda hiç hissedemediğim bir masumiyeti simgeliyordu ..Bir şey demeden komşumuzun arabasının ön koltuğuna açılan kapıyı açıp utançla içeri girdim,gaza hırsla bastığında onun suratına bile bakamadım..
Bir süre sonra komşumuz son ses açtığı pop müziği iyice kısıp hızlıca sordu:
-Onun yanında ne işin vardı: o bir serseri?.. deyince başımı sağa çevirip geçtiğimiz yollara baktım:
-Konuşulacak özel konular varmış da… dedim üzgün bir sesle..Bir anda kendimi mezarlığın orda buldum:komşumuzun işi çıkınca beni mezarlığın kenarında bırakmak zorunda kaldı:bana mahcup olduğunu;bunu telafi edeceğini tekrar tekrar söylüyordu.Dolanmaya başladım.
Hava kararmıştı,mezarlığa korkuyla bakıp içimi çektim:ben öldüğümde benim mezarıma kimler gelecekti?Düşünceler içerisinde mezarlığın bitişiğindeki Çingene kadından bir buket çiçek aldım,ardından da mezarlığa bakıp içeri adımımı attım.
Birden başımın sol bölümünde büyük bir sarsıntı hissettim,gözlerim yaşardı,aldığım beyaz güller yere seriliyordu yavaşça,pembe elbisemin etek kısmı rüzgardan açılıyordu:bana ne oldu??
Kendimi bir mezarın üstünde buldum,suyla karışmış olan bu toprak ne kadar da rahatlatıcı:ölüyor muyum?Niçin başım acıyor?...
Bana yardım edecek biri yok mu,hareket edemiyorum…?

OleSea
20.Ocak.2012, 20:49
6. BÖLÜM:SIR
Uyuşmuş sol kolumu mezarın üstünden kalkabilmek için beyaz mermere dayadım:çoğu zaman uğradığım bir mezardı bu:adaşım olduğu için dikkatimi çekmişti:yaşasaydı belki tanışıp iyi dostlar olabilirdik??
Sol kolumla soğuk beyaz mermere dayandığım gibi kalkmaya yeltendim,sağ elimden de güç alıyordum,yere bakınca güllerin çamur olduğunu gördüm:lanet olsun!
Başım dönüyordu,kendime gelememiştim,sırtımda bir sıcaklık hissedince korku dolu gözlerle arkamı döndüm:benden büyük olan ağabey bana bakıyordu ,başımın sol yanını tutup:
-Ne bakıyorsun? Dedim ,benden korkmasını,bana zarar vermemesini diledim o an Tanrı’dan..Tek kelime etmeden beni kollarımdan tutup ayağa kaldırdı ,kapağının açılmamış olmasından anladığım kadarıyla yeni aldığı suyu uzattı:sessizce kabul edip suyu içtikten sonra adını sordum:Adı Suijitsuna’ymış..
İkimiz de Japon olduğumuz için bir garip oldum.
Biraz sonra bir mezara elindeki çiçekleri koyan Suijitsuna bana dönüp:
-Kendine dikkat et:prenses..Umarım bir daha karşılaşırız… deyince bir şey demeden bekledim..Bana yaklaşıp üstündeki uzun hırkayı uzattı:ilk önce suratımı buruşturup reddetsem de sırtıma geçirince gülücük fırlatıp teşekkür ettim..
Benden büyük olmasına rağmen saygılı davranması hoşuma gittiği için kendisi giderken arkasından baka kaldım..
Üşüyordum:sonuç olarak çamura düştüm ve sırtım ıslaktı:bana verdiği cekete iyice sarılıp:
-Umarım.. dedim sessizce..
Saat takmaktan nefret ederdim o zamanlar,ilk telefonum samsung’un kapaklısıydı:hemen telefonuma uzanıp saate baktım:dokuz buçuk!
Aman Tanrım!Anneme,teyzeme ne diyecektim,üstelik üstüm başım da çamur olmuştu:ki başım hala kötü durumdaydı..
İçimden lanetler okuyarak mezarlıktan çıktım,karşıdan karşıya geçerken bana öten kornaları bile duymuyordum:aslında duymazlıktan geliyordum:tek dileğim koca yokuşu çıkıp eve varabilmekti:gelen geçen bana bakıyordu..Kimin umurunda?
Bir zaman sonra üstümdeki hırkanın kollarını da giyip üstümü ilikledim:bu sayede elbisem görünmez hale geldi,Suijitsu’ya ne kadar teşekkür etsem azdı:bana prenses demesi beni etkiledi galiba..
Yokuşu bitirdiğimde soluk soluğaydım..Karşımda oturduğum yerdeki tek lunapark vardı,içimi çekip ağabeyin verdiği sudan bir yudum aldım..
Bacaklarım tutmuyordu,ses çıkarmadan yoluma devam ederken birinin bana seslendiğini duydum:
-Şiişşt kız! Hey sen! Başımı çevirmeden yürümeye devam edince saçımdan birinin tuttuğunu hissettim:
-Seni aşağılık herif! Diye bağırıp hayatımda ilk kez birine tüm gücümle vurdum:kendimde değildim:karşımdaki serseri bana hem şaşkınlık hem de nefretle bakıyordu:Lanet olsun! Bugün neden bu kadar berbat bir gün?
Olayı görenler de benim yanıma damlayınca yanımdaki kaldırıma çöküp:
-Sanırım yolun sonundayım… dedim..
Bitti mi?Bu kadar kolay pes edecek miydim?Evet:o zaman ettim:o gün pes ettim..

OleSea
20.Ocak.2012, 20:50
EK BÖLÜM
Bu garip güne gözlerimi açtığımda yeni biriyle karşılaşacağımı anladım..Burası İzmir iline bir buçuk saat uzaklıkta bir ilçe:çok nadir ziyaret ederim:kardeşim için..
Kardeşimin adı Misa’ydı..Onu çok severdim: ancak pisliğin biri motorla üstünden geçti:bacaklarında oluşan hissizlik yüzünden hayata küstü ve bir gün serumun damarına bağlanan kısmını,hemşire üstüne doğru eğildiğinde aldığı makasla keserek kalbine hava kabarcığının gitmesine sebep oldu:bu da benim yanımdaki hayatına son vermesine..
Şu karşımda duran adanın tepesine kadar yürür orada saatlerce ilçeyi seyrederdi:onu görenler deli sansa da değildi:kardeşimdi işte:manzaraya,edebiyatın o büyüsüne kapılmıştı ve yok oldu:bir anda..
Adım Suijitsuna..24 yaşındayım:buraya İstanbul’dan kız kardeşimin mezarını ziyaret etmek için geldim:her sene yaptığım gibi..
Her zaman aynı otelde kalırdık:aynı odada..Şimdi odamda kız kardeşimin boşluğu süzülüyor:ölmeden önce yazdığı mektubunda buradaki küçük mezarlığa gömülmek istediğini belirtmişti..Tıpkı istediği gibi oldu:ona kızgındım..Beni yalnız bıraktığı için..Yalnızlıktan nefret ediyordum.
Sağ kolumdaki saate bakıp manzarayı seyretmeye devam ettim.Ne kahvaltı ne de öğle yemeği istemiyordum:bir süre sonra siyah pantolonumu,gömleğimi üstüme çekip odadan çıktım.Uzun koridorda ilerlerken bazı kadınların sesleri geliyordu:bağrışma,gülüşme:hatta ağlama…Odadan odaya hayat farklılık gösteriyordu:kesinlikle…
Asansörün düğmesine basınca beklemeye başladım:gelmeyince de merdivenlerden indim ve otelden çıktım..Şehir merkezindeki bu otelin adını dahi bilmiyordum ancak her zaman bu oteli tercih ediyordum..
Adımımı dışarı attığım gibi etrafa bakmaya başladım..Mezarlığa yürüyerek gitmeyi tercih edecektim.Gelen geçen bu havada nasıl giyindiğime bakıp gülüyordu:aslında pek umursamıyordum:üstümdeki hırkayla bile üşüyordum..
Mezarlığa yaklaştıkça içimdeki bir şeyler paramparça olmaya başladı:çiçekçinin yanından hızla geçtim ardında da geri döndüm:papatyalar..Kardeşim papatyalara bayılırdı…
Çiçekçi kadın koca buketi hazırlarken pembeli bir kız dikkatimi çekti:mezarlığa girmeden eline aldığı beyaz gülleri ile o kadar şekerdi ki..Gülücükler saçan suratını görmek için papatyaları kapıp peşinden gittim:onu korkutmak istemiyordum:sadece seneler sonra kendini gösteren merakım beni yendi o kadar..
Kız kardeşimin mezarlığına gelince kıza bir şey oldu:bir anda elindeki beyaz güller çamurla birleşti:tıpkı kendisinin kardeşimin mezarıyla birleşmesi gibi…
İlk önce umursamadım:kalkar devam eder dedim ancak kız öylece kaldı:bir süre sonra sol koluyla tutundu ve doğrulamaya çabaladı:yapamazdı ki..Başına her ne olduysa kafasını bile yerinde tutamıyordu..
Dayanamayıp yakınlardan aldığım suya baktım:hala açmamıştım neyse ki..
Kıza yaklaşıp elimi omzuna koydum:kız korkuyla dönüp kabaca ne için baktığımı sorunca bir şey demeden onu kollarından tutup ayağa kaldırdım,suyu da uzattım.Adımı sorunca cevap verdim ,ardından yakındaki bir mezara çiçeği koyup kıza döndüm :karşımdakine dokununca garip hissettiğim için prenses diye seslendim ona..Umarım görüşürüz dediğimde kendi kendime bunu niçin dediğim konusunda sorguluyordum..
Sonra da ceketimi çıkartıp ona uzattım:kabul etmedi..Tabii ki kabul etmezdi..Akılsız başımı alıp otele gitmek istiyordum..Hiç bir şey demeden ceketi sırtına geçirdim:kız içten bir gülüşle teşekkür etti bana..
Bir şey demeden arkamı döndüm ve otele doğru yürümeye başladım,kızın hala bana baktığını hissediyordum…Kimin nesiydi?Kolumdaki saate bakınca:Ne işi vardı bu saatte dışarıda? Diye düşündüm..Tam da buradaki serserilerin toplanma zamanı..
Lanet olsun!

OleSea
20.Ocak.2012, 20:50
Baya bi flood yaptım:umarım bir sorun olmaz..Beğenmeniz dileğimle..

souleater
06.Mart.2012, 23:45
Müthiş olmuş. Tebrikler.